MS

Multipl skleroz nasıl bir hastalıktır?

Multipl skleroz (MS), vücudun bağışıklık sistemindeki normal işleyişin bozulması ile ilgili bir hastalıktır. Normal şartlarda bağışıklık sistemi vücudumuzu mikroplara ve kanser gibi hastalıkların oluşumuna karşı korur. Değişik nedenlerle bazen bu sistem vücuttaki normal dokuları da yabancı gibi görmeye başlar ve onlara hücum eder. İşte MS hastalığında, bu tür bozukluklar nedeniyle, sinir sistemimizdeki sinir hücrelerinin etrafını saran, işlevini kolaylaştıran ve koruyan “myelin” denen bir madde hasara uğrar. Bu maddenin hasara uğraması sonucu sinir hücresi görev yapamaz ve bir süre sonra işlevini yitirir. Bunun sonucunda MS hastalığı belirtileri ortaya çıkar.

Multipl skleroz (MS), genç erişkinlerde görülen yani genellikle 20-40 yaş arasında başlayan bir hastalıktır. Beyin ve omuriliğimizi etkileyen bu hastalık, gençlerde özürlülüğe yol açan sinir sistemi hastalıklarının en önemlilerindendir. Kadınlarda erkeklere göre daha sık rastlanmaktadır. Ülkemizde de kesin veri olmamasına rağmen 30.000’in üzerinde MS hastası bulunduğu tahmin edilmektedir.

Hastalığa yol açan nedir?

MS’in nedenini tam olarak bilmiyoruz.

Elimizdeki veriler, dünyanın bazı bölgelerinde hastalığın daha sık görüldüğünü göstermekte (örneğin Kuzey Avrupa ülkeleri, Amerika’nın kuzey bölgeleri gibi) ve “acaba mikrobik bir ajan hastalığı başlatmakta rol oynuyor mu?” sorusunu gündeme getirmekte.

MS hastalığının ortaya çıkmasında bağışıklık sisteminin önemli bir rolü olduğu bilinmektedir. Bu mekanizmanın ayrıntıları aydınlatılmaya çalışılmaktadır.

Hastalığın, bağışıklık sisteminde oluşan bir bozukluk sonucu vücudun kendi hücrelerine karşı saldırıya geçmesi ile ortaya çıktığı bilinmektedir. Ancak bağışıklık sistemindeki bozukluğa neyin yol açtığı tam olarak bilinmemektedir. Yıllarca herhangi bir viral hastalığın ya da çevresel faktörlerin bu saldırıyı tetiklediği ileri sürülse de hastalığa özgü bir virüs veya başka bir etken gösterilememiştir. Çok yoğun araştırmalara karşın, hastalığın hangi etkenlerle ortaya çıktığı hala tam olarak bilinmemektedir.

Hastalığa yakalanma riski kimlerde daha fazladır?

MS hastalığının kimlerde ortaya çıkacağını önceden söylemek mümkün olmamakla birlikte yapılan çalışmalarda 20-40 yaşları arasında ve kadınlarda daha fazla görüldüğü izlenmiştir. İlk zamanlarda 15 yaşından önce ve 50 yaşından sonra görülmediği bildirilse de son yıllarda manyetik rezonans görüntüleme (MRG) tekniklerinin gelişmesiyle çocuklarda ve ileri yaşlarda nadir de olsa ortaya çıktığı gözlenmiştir. Beyaz ırkta siyah ırka göre biraz daha fazla izlenmektedir.

Yapılan risk grubu değerlendirme çalışmalarında, ılıman iklimde yaşayanlar sıcak iklimde yaşayanlara göre ve sağlık koşullarının daha iyi olduğu gelişmiş ülkelerde yaşayanlar diğer ülkelerde yaşayanlara göre daha fazla risk altındadır. Bunun nedeni olarak sağlık koşullarının iyi olduğu ülkelerde yaşayan insanların bağışıklık sisteminin gelişmediği ve dış etkenlerden daha fazla etkilendiği öne sürülmektedir.

MS genetik bir hastalık mıdır? Bulaşıcı mıdır?

Genetik çalışmalar MS hastalarının birinci derece akrabalarının diğer kişilerden 20-40 kez daha fazla risk altında olduğunu göstermiştir. Ancak bu oran genetik geçişi kesin olarak gösterilen hastalıklarla karşılaştırıldığında yüksek değildir. İkiz kardeşlerden biri MS ise diğerinin MS olma olasılığı %30'dur. Kesinlikle bulaşıcı değildir.

MS hastalığının belirtileri nelerdir, seyri nasıldır?

Hastalık sinirlerimizin uzantılarının çevresini bir kılıf gibi saran “miyelin” dediğimiz yapımızın hasar görmesine yol açmakta. Bu durumda da sinir hücrelerinden gelen emirler yeterince ve sağlıklı bir şekilde iletilemediğinden hastalık bulguları (güç kaybı, duyu kaybı gibi) ortaya çıkmaktadır.

Hastaların yarısına yakın bölümünde MS, kol ya da bacakta kuvvet azalması-güçsüzlük şikayeti ile başlamaktadır. MS’li hastalar yeni gelişen duyu bozuklukları, bulanık görme, denge bozuklukları, çift görme yakınması ile de bize başvurabilmektedir. Her hastada başlangıç yakınmasının birbirinden farklı olabileceğini akılda tutmak gerekir.

En yaygın belirtisi duyu kaybıdır. Bununla birlikte MS hastalarında halsizlik, yorgunluk, ellerde ve/veya ayaklarda uyuşma, karıncalanma, güçsüzlük, dengesizlik, yürüme güçlüğü, çift görme veya bulanık görme ve bir gözde görme kaybı gibi çok farklı yakınmalardan biri veya birkaçı bir arada olabilir. Dikkatini sürdürememe, konsantrasyon kaybı gibi bozukluklar ve depresyon da ortaya çıkabilir. Hastalığın belirtileri sinir sisteminin hangi bölgesinin etkilendiğine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Her hastada farklı belirtiler olabileceği gibi aynı hastanın yaşadığı ataklarda da farklılar görülebilmektedir.

Hastalık çoğunlukla atak ve arkasından kısmi / tam düzelmelerle seyreder. Nadir olarak hafif belirtilerle seyreden formu da görülür.

MS Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

MS hastalığının teşhisi nöroloji uzmanı tarafından yapılmaktadır. Hastalığın başlangıç dönemlerinde belirtiler hafif olduğu için hastalar genellikle doktora başvurmazlar. Ancak artan şikayetler ile nöroloji uzmanına giden hastanın hikayesi ve muayenesi sonrasında MS hastalığı şüphesi varsa ilk başvurulacak tetkik manyetik rezonans görüntülemedir (MRG). Hastalığın kesin tanısı ancak bu tetkikle konur. Bununla birlikte MS hastalığı kuvvetle ihtimal düşünülüyor ancak MRG de görülemiyorsa, bel bölgesinden alınan beyin omurilik sıvısında bağışıklık sistemindeki bozukluk dolaylı olarak incelenebilir ve/veya özel aletlerle görme, işitme ve duyu yollarının fonksiyonları değerlendirilebilir.

Hastalık kişiden kişiye farklı mı seyrediyor?

Evet. Hastalığın birbirinden farklı seyirleri olduğu biliniyor. Her hastada MS farklı bulgularla başlıyor ve seyirleri de birbirinden farklı olabiliyor. Bazı hastalarda ataklar şeklinde bulgular ortaya çıkıyor ve atak tedavi edildikten sonra hasta tam ya da kısmi düzelme gösterebiliyor. Buna “ataklarla seyreden tip MS” diyoruz. Bazı hastalarda ise hastalık ilerleyici tipte olabiliyor, zaman içinde giderek nörolojik tablo belirginleşiyor (progressif ya da ilerleyici tip MS). Bunların yanı sıra belli belirsiz bulgularla seyreden ve kişide herhangi bir özürlülüğe yol açmayan bir MS tipi de mevcut (benign yani iyi seyirli MS).

MS in tedavisi nasıldır?

Hastalığın kesin tedavisi bilinmemekle birlikte, bu konuda yoğun çalışmalar sürdürülmektedir. MS hastaları atak dönemlerinde genellikle yüksek doz kortizon uygulanarak tedavi edilmektedirler. Ayrıca bağışıklık sistemi üzerine etkili, atak sıklığını azalttığı bilinen bazı tedaviler de hastanın durumuna göre seçilebilmektedir.

MS cinsel fonksiyonları etkiler mi?

MS hastalığında özellikle omurilik tutulumu olanlarda hem kaslarda sertleşmeye bağlı hareketlerde kısıtlanma hem de hastalığa bağlı psikolojik nedenlerle cinsel fonksiyonlar etkilenebilir. Psikolojik kaynaklı cinsel fonksiyon bozuklukları psikiyatristlerin de yardımı ile tedavi edilebilir.

MS hastalığına yakalanan kadınlar çocuk doğurabilir mi?

MS hastaları çocuk doğurabilir. Özellikle hamileliğin başlarında hastalar kendini daha iyi hissedebilir. Ataklar azalma eğilimindedir. Ancak hamileliğin son 3 ayı ve özellikle loğusalık döneminde atak sayıları artabilir. Bu dönemde hastalığın aktivitesini azaltmak için hastanın hamile kalmadan önce mutlaka doktoru ile konuşması, gerekli tavsiyeleri alması önerilir. Hastalığın ilerlemesi durumunda, hamileliğin seyrini etkileyebilecek kuvvet kaybı, kaslarda sertleşme gibi fiziksel kötüleşmeler gelişmeden hamilelik planlarının tekrar gözden geçirilmesi önerilir.

Hastalıktan korunmak için ne yapmalı?

Hastalığın nasıl ortaya çıktığı tam olarak bilinmediğinden, korunmak için özel bir yöntem yoktur. Ancak hastalığa yakalandıktan sonra atakların ortaya çıkmasını kolaylaştıran bazı faktörler olduğu bilinmektedir. Bunlar arasında vücut ateşinde yükselme, aşırı sıcak veya sıcak suyla banyo sayılabilir. Bu nedenle MS hastalarının grip olan kişilerle temastan kaçınması, kaplıcaya gitmemesi, aşırı sıcak suda yıkanmaması ve yazın aşırı sıcaktan kaçınması, gerekirse klimalı ortamlarda bulunması tavsiye edilir.

Hastalığın tedavisine yönelik araştırmalar ne aşamada?

MS hastalığının nedeni bilinmediği için kesin tedavisi de ortaya konamamaktadır. Çalışmalar halen bağışıklık sistemini baskılamaya yönelik tedaviler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bunların arasında ağızdan alınan tablet şeklinde tedaviler önem kazanmaktadır. Bu arada hala kullanılmakta olan tedavilerin kombinasyonları da denenmektedir. Burada en önemli nokta, ilaçların yan etkilerini en az seviyede tutmaktır. Tüm bunların dışında, modern tıp tarafından kabul görmemiş, nöroloji uzmanları tarafından tavsiye edilmeyen sözde tedavi yöntemlerinin zaman, para ve sağlık kaybı olacağı unutulmamalıdır. MS hastalığı hakkında son gelişmeleri yakından takip edebilmek, konu ile ilgili uzmanlardan bilgi alabilmek ve sorunları paylaşabilmek için Türkiye MS Derneği’ne üye olunması ve/veya internet sitesinin takip edilmesi önerilir.

http://www.turkiyemsdernegi.org