Myastenia gravis

Miyastenia gravis (MG) (Yunanca “mya” kas, “stenia” zaaf, Latince “gravis” ciddi), dalgalanan kas zaafı ve yorgunluğa sebep olan bir nöromüsküler (sinir-kas) bileşke hastalığıdır.

Epidemiyoloji: MG, milyonda 200-400 olguda ortaya çıkan nadir bir hastalıktır. Çoğunlukla 40 yaşın altındaki kadınlarda ve 50-70 yaş arasındaki erkek ve kadınlarda görülmekle beraber her yaşta ortaya çıkabilir.

Bulgu ve yakınmalar: MG’nin en sık görülen bulguları yorgunluk ve göz kapaklarında düşmedir. Kas gücü çalışma esnasında giderek azalır ve bir süre dinlendikten sonra kas zaafı düzelir. Göz, göz kapakları, yüz hareketleri, çiğneme, konuşma ve yutma ile ilgili kaslar ön planda etkilenir. Ayrıca solunum, boyun, kol ve bacak kasları da tutulabilir. Yakınmalar aniden başlayabilir veya yavaşça artabilir. Bulgular dalgalanma gösterip arada kaybolabilir veya azalabilir ve bazı olgularda çok hafif olabilir.Yakınmalar sadece göz kaslarıyla sınırlı kalabilse de (oküler MG), göz, baş, beden ve hatta solunum kaslarının genel olarak etkilenmesi (jeneralize MG) daha sık görülen bir durumdur. Göz kapaklarında düşme, çift görme, kol, bacak ve boyun kaslarında zaaf, yutma güçlüğü, peltek konuşma ve nefes darlığı MG olgularında sıklıkla görülür.

Miyastenik kriz, solunum kaslarının da tutulmasına bağlı olarak mekanik solunum aletlerine ihtiyaç duyulabilen ağır bir formdur. Miyastenik yakınmalar ateş, stres ve bazı ilaçlarla tetiklenebilir.

Hastalık mekanizmaları: MG edinsel ve otoimmün bir hastalıktır. Otoimmün hastalıklarda kişinin bağışıklık sistemi kendi doku ve organlarına karşı saldırıya geçer. MG’de sinir-kas bileşkesinde bulunan asetilkolin reseptörlerine (ASKR) karşı bir saldırı vardır. Bu saldırı başlıca bağışıklık sistemi tarafından üretilip, dolaşıma salınan ve ASKR işlevlerini baskılayan veya sayısını azaltan antikorlarla olur. Kaslarımızın hareketleri, sinir sonlarından salgılanan ve kas lifleri üzerinde bulunan ASKR’e bağlanarak etki eden asetilkolin molekülleri sayesinde gerçekleşir. ASKR’nin antikorlar tarafından baskılanması ve sayılarının azalması sonucunda asetilkolin molekülleri etkilerini gösteremez hale gelirler.

Timus, bağışıklık sisteminin işleyişinde önemli bir role sahiptir. Timus dokusunun MG’de kas zaafının gelişimi ile yakından ilişkili olduğunu gösteren pek çok çalışma vardır. Hastalığın genç kadınlarda daha sık görülen formunda sıklıkla timus hücrelerinde çoğalma ve timus dokusunda genişleme (hiperplazi) gözlenir. MG hastalarının %10-15 kadarında ise timusda tümör saptanır.

MG hastalarının %10 kadarında ASKR’e karşı gelişmiş antikorlar saptanamaz. Bu olguların bir kısmında MuSK isimli başka bir sinir-kas bileşkesi molekülüne karşı antikorlar bulunmaktadır. Bu antikorlar da ASKR antikorları gibi, ASKR’nin normal işlevlerini yapamamalarına sebep olurlar.

MG kalıtımsal bir hastalık olmamakla beraber bazı ailelerde MG ve diğer otoimmün hastalıkların bir arada görülmesi bazı genetik faktörlerin hastalığa karşı bir yatkınlık geliştirebileceğini düşündürmektedir.

Tanı: Nörolojik muayene ile belirlenen kas zaafının yorgunlukla artması ve dinlenmekle geçmesi veya azalması MG için tipiktir. Hastalardan alınan kan örneğinde antikorların gösterilmesi tanıyı destekler. Ancak jeneralize MG hastalarının %10, oküler MG olgularının %50 kadarında antikor saptanamayabilir. Sinir-kas bileşkesindeki ileti bozukluğunu gösteren özel elektromiyografi (EMG) incelemeleri de tanıya büyük ölçüde yardımcı olur. Timusda hiperplazi veya tümör varlığının gösterilmesi için bilgisayarlı tomografi (BT) incelemesi yapılmalıdır. Eğer solunumla ilgili yakınmalar varsa solunum fonksiyon testleri ile hastanın yeterli düzeyde nefes alıp alamadığı gösterilmelidir. MG’de kas biyopsisine gerek yoktur ancak tanının kesin olmadığı durumlarda diğer kas hastalıklarını dışlamak için yapılabilir.

Tedavi: MG tedavisinde kolinesteraz inhibitörleri, immünsüpresanlar ve timektomi (timusun cerrahi olarak çıkarılması) kullanılır. Miyastenik kriz gibi acil durumlarda plazmaferez ve IVIg (immün globülin) gibi kanda bulunan antikorları temizleyen yöntemler geçici bir önlem olarak uygulanabilir.